Katar’dan bölgede “savaş yok, barış yok” durumunun normalleştirilmemesi çağrısı
Doha, 8 Eylül (Hibya) - Katar Dışişleri Bakanlığı, bölgede “ne savaş ne de barış” durumunun normalleştirilmesine karşı uyarıda bulundu.
Doha, 8 Eylül (Hibya) - Katar Dışişleri Bakanlığı, bölgede “ne savaş ne de barış” durumunun normalleştirilmesine karşı uyarıda bulundu.
Katar Dışişleri Bakanlığı, bölgede “ne savaş ne de barış” durumunun normalleştirilmesine karşı uyarıda bulundu.
Bakanlık, uzun süren istikrarsızlığın ülkelerin kaynaklarını ve ekonomik kalkınma potansiyellerini tükettiğini, etkilerinin ise bölge sınırlarını aşarak küresel ekonomi, tedarik zincirleri ve uluslararası ekonomik istikrar üzerinde sonuçlar doğurabileceğini belirtti.
Açıklamalar, Katar Dışişleri Bakanlığı’nın haftalık basın brifinginde Medya ve İletişim Direktörü İbrahim bin Sultan Al Hashmi tarafından yapıldı.
Al Hashmi, Katar’ın siyasi çıkmazı sona erdirmek ve ilgili taraflar arasında diplomatik ilişkiler ile diyaloğun yeniden başlaması için uygun koşulları oluşturmak amacıyla diplomatik ve siyasi çalışmalar yürüttüğünü söyledi.
Katar’ın müzakere sürecini yeniden canlandırmak ve siyasi çözümlere ilerlemek amacıyla bölgesel ve uluslararası ortaklarıyla sürekli koordinasyon ve iş birliği içinde olduğunu belirten Al Hashmi, bu kapsamda Başbakan ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdulrahman bin Jassim Al-Thani’nin Pekin ziyaretiyle eş zamanlı olarak Çin Halk Cumhuriyeti ile sürdürülen iş birliğine dikkat çekti.
Al Hashmi, diplomatik adımlar ve temasların temel amacının diplomatik süreci yeniden başlatmak ve tüm tarafların gerçek endişelerini dikkate alan pratik ve dengeli fikirler ortaya koymak olduğunu ifade etti.
Bu yaklaşımın diyaloğa uygun bir ortam oluşturulmasına ve krizlerin temel nedenlerine inen, uzun vadeli istikrar sağlayabilecek sürdürülebilir çözümlere ulaşma ihtimalinin artırılmasına katkı sağlamasının hedeflendiğini belirtti.
Herhangi bir arabuluculuk çabası, girişimi veya önerinin başarısının öncelikle ilgili taraflar arasında siyasi iradenin bulunmasına bağlı olduğunu vurgulayan Al Hashmi, diyaloğa dönülmesi ve krizlerin barışçıl yollarla çözülmesinin bölgeyi daha fazla gerilim, tırmanma ve yıpranmadan kurtarabilecek tek seçenek olduğunu söyledi.
Al Hashmi, diyaloğun bölgedeki tüm halkların çıkarlarına hizmet edecek daha istikrarlı ve güvenli yaklaşımların önünü açabileceğini ifade etti.
Denizcilik güvenliği ve bölgesel gelişmelerin ekonomik etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Al Hashmi, Hürmüz Boğazı’nın uluslararası bir su yolu olarak derhal ve koşulsuz şekilde yeniden açılmasının Katar ve bölgedeki tüm ülkeler için en büyük öncelik olduğunu belirtti.
Hürmüz Boğazı’nın küresel ticaret, enerji tedariki ve bölgesel ve uluslararası ekonomiler açısından hayati öneme sahip olduğunu vurgulayan Al Hashmi, boğazdaki seyrüseferin yeniden normalleşmesi gerektiğini söyledi.
Katar daha önce de Hürmüz Boğazı’nın uluslararası deniz taşımacılığına açık tutulması ve özgür seyrüseferin korunması gerektiğini açıklamıştı.
İran’ın Katar’a ait bir belgeye dayanarak saldırılarının yalnızca ABD askeri tesisleriyle sınırlı olduğunu iddia etmesine ilişkin soruyu da yanıtlayan Al Hashmi, Katar’ın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ve BM Genel Kurulu’na yüzlerce resmi mektup ve yazışma gönderdiğini söyledi.
Bu yazışmaların Katar’ı hedef alan İran saldırılarının gerçekliğini resmi ve ayrıntılı şekilde belgelediğini belirten Al Hashmi, saldırıların Katar’daki sivil ve ekonomik tesisleri de doğrudan vurduğunu ifade etti.
Söz konusu yazışmaların Katar’ın şeffaflık, uluslararası hukuka başvurma ve yetkili uluslararası kurumlara saygı temelindeki tutumunu yansıtan resmi ve belgelenmiş bir kayıt niteliğinde olduğunu belirten Al Hashmi, bu belgeler aracılığıyla gerçeklerin kayıt altına alındığını ve ihlaller konusunda uluslararası toplumun sorumluluklarının ortaya konulduğunu söyledi.
Al Hashmi, yaşanan gelişmelere rağmen Katar’ın krizlere dengeli ve sorumlu bir diplomatik bakış açısıyla yaklaşmayı sürdüreceğini belirtti.
Mevcut aşamanın suçlamalarda bulunma veya sorumlulukları başka taraflara yükleme zamanı olmadığını ifade eden Al Hashmi, bölgede güvenlik ve istikrarın sağlanması için diyalog ve müzakerelerin sürdürülmesi gerektiğini söyledi.
Mevcut durumun gerilimleri azaltmak, bölge halklarını yeni krizlerden ve olumsuz sonuçlardan korumak amacıyla akılcılık, diplomasi ve ortak çalışmaya öncelik verilmesini gerektirdiğini kaydetti.
Katar’ın daha önceki açıklamalarında da bölgesel sorunların çözümünde diyalog ve diplomasiye vurgu yaptığı görülüyor.
İsrail’in Katar’ı “düşman devlet” olarak nitelendiren açıklamalarına ilişkin de değerlendirmede bulunan Al Hashmi, İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarındaki uygulamalarına ve sahadaki gelişmelere dikkat çekti.
Al Hashmi, İsrail’in “Orta Doğu’daki tek demokratik devlet” olduğu veya “ahlaki bir orduya” sahip bulunduğu yönündeki tekrarlanan açıklamalarının, İsrail’in işlediğini belirttiği soykırım suçları ve işgal altındaki Filistin topraklarındaki davranışlarına ilişkin saha gerçekleri tarafından geçersiz kılındığını savundu.
Katar’ın geçmiş yıllarda sistematik karalama kampanyalarına, medya ve siyasi hedeflemelere maruz kaldığını belirten Al Hashmi, bu kampanyaların uluslararası toplum önünde gerçekler ve olgularla çürütüldüğünü ifade etti.
Al Hashmi, Katar’ın uygulamalarının ülkenin uluslararası hukuka bağlı, sorumlu ve güvenilir bir ortak olduğunu gösterdiğini savundu. Katar’ın insani yardım ve arabuluculuk rolünü de sorumlu ve etkili şekilde sürdürdüğünü belirtti.
İsrailli yetkililerin Katar’ın sorumlu rolünün ve Doha’nın barış ve istikrar çabalarına bağlılığının farkında olduklarını belirten Al Hashmi, Katar’ın öncelikle “iç tüketime” yönelik olduğunu değerlendirdiği bu tür açıklamalardan etkilenmeyeceğini veya tehdit edilmeyeceğini söyledi.
Al Hashmi, Katar’ın diplomatik ve insani rolünü sürdüreceğini, bölgesel ve uluslararası düzeyde barış, güvenlik ve istikrarın korunmasına yönelik çalışmalarına devam edeceğini ifade etti.
Katar’ın açıklamasında, bölgedeki mevcut “ne savaş ne de barış” durumunun kalıcı hale getirilmemesi, diplomatik sürecin yeniden başlatılması, taraflar arasında diyaloğun güçlendirilmesi ve Hürmüz Boğazı’nda serbest seyrüseferin yeniden sağlanması gerektiği vurgulandı.
Hibya Haber Ajansı© Copyright 2026 bartinhaberler.com.tr Tüm Hakları Saklıdır. Web sitemiz Hibya Haber Ajansı Abonesidir.